Dünya Yanarken Ne Yapacaksın?

2019 İstanbul Film Festivali’nde sinemada insan hakları kategorisinde gösterime çıkan, Roberto Minervi’nin yönetmenliğini, Diego Romero Suarez-Llanos’un görüntü yönetmenliğini yaptığı “Dünya Yanarken Ne Yapacaksın?” yüzyıllardır birikerek devam eden ırkçılığı ve New Orleans’taki siyahilerin hayatlarında ırkçılık yüzünden bir gölge gibi var olan korkuyu dört farklı perspektiften işliyor. Fakat bu korkunun sonucu olarak alışık olduğumuz “kurban” temsiliyetleri yerine, mücadelelerini farklı formlarda ve hayatlarının her anında sürdüren insanlar örüyoruz. Belgesel kategorisinde gösterilen film; izleyiciyi manipüle etmek adına sahneleri fazla dramatikleştirmek ya da aynı amaçla sadece şiddete dayanan sahneler göstermek yerine tam da yaşanan bölgede hayatın her alanına sızmış ırkçılıkla mücadeleyi gündelik hayatın dilinden anlatıyor.

Film, kentsel dönüşüm yüzünden zorunlu yer değişiklikleri, iş ve eğitim imkanlarındaki eşitsizlikler gibi meselelerin siyahiler üzerindeki baskıcı uygulamalarına değinirken aynı zamanda bölgede hem polis hem de siviller tarafından işlenen ırkçı cinayetleri de görünür kılıyor. İzleyici, günlük hayattaki mücadele hallerine tanık olurken aynı zamanda sokakta, barda ya da bir festivalde politik bir özne olarak görünür olmanın farklı biçimlerine de tanık oluyor.

Filmin ilerlediği dört ana hikaye genel hatlarıyla şöyle; bar sahibi olan Judy Hill ve bardaki toplanmalarla şekillenen anlatı, başkanı Krystal Muhammad olan Yeni Kara Panter Öz Savunma Partisi ve onların siyasal alandaki faaliyetleri, babaları hapiste olup anneleriyle yaşayan on dört ve dokuz yaşlarındaki, Ronaldo ve Titus, ve iki kardeşin büyüme çağından seslenen hikayeleri, son ve aslında diğer hikayelerle karşılaştırıldığında daha az görünür olan Mardi Gras Kızılderilileri.

Filmde, farklı nesillerden ve farklı hayatlardan seslenen mücadele yöntemleri var. Fakat bu mücadelelerin sürdürülebilir ve etkili olabilmeleri için kendi içlerinde benimsenen ortak değerleri ve pratikleri de görüyoruz. Bu pratikler ve bütün hikayeleri birbirine bağlayan ortak zemin, “güvenli alan” kavramı etrafında incelenebilir. Louisiana ve Mississippi’deki ırkçılığa karşı direniş şekli olarak güvenli alanların nasıl inşa edildiğine, pekiştirildiğine ve devam ettirildiğine bakmak filmin genelini ve arka plandaki sosyal dinamikleri anlamak için verimli bir yol olabilir.

İlk hikayede ve aslında filmin genelinde Judy Hill enerjisi ve duruşuyla hakim karakter olarak karşımıza çıkıyor. Judy, ismi “The Ooh Poo Pah Doo” olan barından bahsederken işini sevdiğini ve kaybetmek istemediğini yineliyor, fakat kentsel dönüşüm bölgesindeki artan kiralar sebebiyle barını kaybediyor ve kapatmak zorunda
kalıyor. Geçmişinde kendisine zarar veren bir uyuşturucu bağımlılığı olduğunu ve tecavüzden hayatta kalan bir birey olduğunu öğrendiğimiz 50’lilerindeki Judy, barda gerçekleşen toplantılar yoluyla da güvenli alan oluşumunda birleştirici karakterlerden biri oluyor. Bar, bölgedeki halkın paylaşım yapmak için bir araya geldiği bir alana dönüşüyor. Barda çoğu zaman, köleliğe kadar uzanan aile geçmişlerindeki şiddet ve acı dolu ırkçılıktan kaynaklanan hikayeler anlatılıyor. Bu şekilde, dışarıdan dayatılan ve yaşanan ırkçı tarihi unutturmaya yönelik üretilen hafızaya karşı kendi belleklerini kendi deneyimlerine ve aile geçmişlerine dayanarak yenileyip, koruyorlar.

Bar yoluyla oluşturulan ve herkesin anlatmak istedikleriyle bir parçası olduğu bu güvenli alanın farklı bir şekli Yeni Kara Panter Öz Savunma Partisi yoluyla oluşturuluyor. Siyasi alanda varlık bulan bu oluşum, ”black power” sloganı etrafında toplantılar ve protestolar düzenliyor. “black power” temeli 1960 ve 70’lere dayanan, öncelikle ABD’deki Afro-Amerikalılar tarafından ırkçı söylem ve baskılara karşı siyahi değerleri ve siyah kimliğini oluşturmak için kullanılan bir slogan. Filmde bu söylem yoluyla, son yıllarda Alton Sterling gibi polis tarafından öldürülen siyahi gençler görünür kılınırken, aynı zamanda yapılan protestolarla Mississippi’deki Jeremy Jackson ve Phillip Carroll’un vahşice öldürülmeleriyle Ku Klux Klan örgütünün ırkçı eylemleri hatırlatılıyor. Çoğu zaman öldürülen siyahilerin isimleriyle sokaklarda eylem yaparken gördüğümüz parti üyelerinin üniforma diyebileceğimiz kıyafetlerine baktığımızda ise güvenli alan kavramının belli somut ve ortak objeler üzerinden desteklendiğini söyleyebiliriz.

Filmin diğer bir hikayesi kardeş olan Ronaldo ve Titus arasında ilerliyor. Anneleriyle aralarında geçen bir sahnede defalarca tekrarlanan bir diyalog yaşanıyor ve anneleri sokağın siyahi gençler için tehlikesini anlatmaya çalışırken sokak lambaları yanmadan önce evde olmaları gerektiğini defalarca tekrarlayıp, çocuklara da tekrarlatıyor. Filme farklı bir pencere sunan etkileyici sahneler ise iki kardeşin sokaklarda, tren raylarında ve farklı yerlerdeki yürüyüşleri sırasındaki iletişimlerinde ortaya çıkıyor. Ronaldo’nun kardeşine karşı koruyucu tavrı, sadece öz savunma ihtiyacı duyarsa uygulamasını tembihlediği bazı dövüş taktikleri ve Titus’un meraklı tavırları karşısında, karşılaşabileceği olumsuz durumlara karşı kardeşini hazırlamak için ona kendi “ırklarını” öğretmek zorunda kaldığı sahneler iki kardeş arasında sakince inşa edilen güvenli alana tanık olmamızı sağlarken bana göre filmin en çarpıcı kısımlarını da oluşturuyor.

Son olarak, Mardi Gras Kızılderililerinin bir Lousiana geleneği olan geçit törenine dikkatle hazırladıkları tören kostümlerini şiirsel bir görsellikle izliyoruz. Herhangi bir sözlü iletişim olmayan sahnelerde, yüzyıllık geleneklerin özenle devam ettirilmesinin güvenli alan inşasına nasıl katkıda bulunduğu müzik yoluyla çarpıcı bir şekilde hissettiriliyor. Müzik, gelenek ve sessizlik etrafında ince ince dokunan birliktelik hissi, topluluğun direncinin ve dayanıklılığının güçlü bir sembolü olarak okunabilir.

Hilal Işık

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: